Yüksek tansiyon olarak da bilinen hipertansiyon nedir? Belirtileri nelerdir? Nasıl teşhis koyulur? Hipertansiyon tedavisi nasıl yapılır? sorularının cevaplarını içeriğimizde bulabilirsiniz.
Kan basıncı olarak bilinen tansiyonun, normal değerlerinden yüksek çıkmasına hipertansiyon ismi verilmektedir. Birbirinden farklı pek çok nedene bağlı olan hipertansiyon, yaklaşık 15-16 milyon kişide gözlemlenmektedir. Türkiye’de her 100 kişiden birinde hipertansiyon sorunu bulunmaktadır.
Erken teşhis edildiğinde olumlu sonuçlar alınan hastalıkta, geç kalınması istenmeyen olumsuzluklara neden olabilmektedir. Türkiye’de hipertansiyon yoğunluğunun bu derece fazla olmasının temel nedeni genetiktir. Aileden gelen tansiyon sorunu çocuklarda da sıklıkla gözlemlenebilmektedir.
İlginizi Çekebilir: Hipotansiyon Nedir?
Yapılan araştırmalarda genetiğin önemli bir etken olduğu bilinmesine rağmen asıl sebeplerin henüz keşfedilemediği belirtilmektedir. Kontrol altına alınmadığında kötü sonuçlar doğuran hastalığın nedeni bilinmediğinde riski çok daha yüksek olmaktadır. Beyin kanaması, felç ve kalp krizi gibi ölüme neden olan olumsuzluklar gözlemlenebilmektedir.
İnsanda bulunan küçük ve büyük tansiyonun normal değer aralıkları vardır. Bu iki tansiyonun da normal aralığından çok yüksek olmasına hipertansiyon adı verilmektedir.
Damarlar içinde bulunan kanın, damar duvarlarına yaptığı basınca hipertansiyon denilmektedir. Artış gösteren ve uzun süre devam eden bu basınç, zaman içinde damar duvarlarında hasara neden olabilmektedir. Birbirinden farklı damar hastalıklarına sebep olan bu durum en çok damar tıkanıklığı gibi hastalıklara neden olmaktadır.
Hipertansiyon, vücudun kan dolaşımı üzerinde oldukça etkilidir. Tüm vücuda yayılması gereken kanda sıkıntı yaşandığında, organ yetmezliği gibi olumsuzluklar olabilmektedir. Bu süreci hastanın kendi de fark etmediği için hastalığın sessizce ilerlediği bilinmektedir. Hipertansiyon, belirtilerini erken veren bir hastalık değildir. Bu nedenle belirtiler geç algılandığında ise geç kalınmış olmakta, kişinin sağlığı olumsuz yönde seyretmektedir.
Düzenli aralıklarla kan basıncınızı ölçtürdüğünüz takdirde hipertansiyon belirtilerini yakalamanız mümkündür. Kendiniz kontrol etmez ve ertelerseniz belirtileri fark etmeniz imkânsızdır. Tıp dünyasında sessiz düşman tabiriyle bilinen hipertansiyon, başta beyin olmak üzere böbrek, ciğerler, kalp ve damarlar üzerinde oldukça etkili bir sorundur. Temel belirtileri arasında ise kulaklarda çınlama, halsizlik, yorgunluk, sık idrara çıkma gibi özellikler taşımaktadır. Bunların yanında merdiven çıkmada zorlanma ve yürüyüş sonrası bacaklarda şişme de gözlemlenebilmektedir.
Belirtiler beraberinde kusma, baş dönmesi, mide bulantısı ya da görme bozukluğu yaratıyorsa zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir. Geç kalındığında pek çok sorunu beraberinde getiren hipertansiyon, erken teşhisle kontrol altına alınabilmektedir.
Hipertansiyonun genetik dışında en sık görülme nedeni tuzdur. Gün içinde alınması gereken tuz miktarından daha fazlası, hastalığın başlangıç sebeplerinden bir tanesidir. Bununla beraber obezite ve hızlı kilo alımı da hipertansiyon sorununu beraberinde getirmektedir.
Günlük hayatınızda hareketsiz bir yaşam stiline sahipseniz hipertansiyon sorunu yaşamanız kaçınılmanızdır. Egzersiz ve spor, eksik bırakıldığında kısa sürede kan basıncı dengesi bozulmaktadır. Tüm bunların yanında tiroit bezlerinin yetersiz çalışması, böbrek üstü bezlerinde düzensizlik, böbrek hastalıkları ve farklı tümörler de hipertansiyona sebebiyet vermektedir.
Birbirinden farklı birçok hastalık yüksek tansiyon hastalığına kaynaklık etse de asıl sebep net olarak bilinememektedir.
Kan basıncı düzenini kontrol etmek, hipertansiyon hastalığına teşhis koymak için ilk adımdır. 24 saatlik kan basınç düzeni testi ile anormal bir durumun olup olmadığı öğrenilebilmektedir. Bununla beraber teşhis için fiziksel muayene de yapılmaktadır. Hastanın şikâyetleriyle paralel olarak elektrokardiyogram ve ekokardiyografi ölçümleri yapılarak hastalığın netleşmesi amaçlanmaktadır.
Sağlıklı bir teşhis için birkaç saat için bir şey yememek, dinlenmek ve alkollü içecekler içmemek önemlidir.
İki çeşit hipertansiyon bulunmaktadır. Nedeni bilinen ve herhangi bir hastalığa bağlı olan ilk hipertansiyona, sekonder hipertansiyon adı verilmektedir. Kullanılan ilaçlar, vücudun herhangi bir noktasında bulunan tümör, kalp hastalıkları sekonder hipertansiyona kaynaklık etmektedir. Sebebi bilindiği için erken teşhisle çözüm bulunabilen bu hastalık, kişinin düzenli beslenmesi ve ekstra dikkat etmesiyle aşılabilmektedir.
Bir başka hipertansiyon türü ise esansiyel olarak bilinen primer hipertansiyondur. Görülme sıklığı bir hayli fazla olan esansiyel hipertansiyonun diğerinden temel farkı sebebinin bilinmemesidir. Halk arasında yaygın olarak görülen primer tansiyonda tuz kullanımı ve şişmanlık oldukça etkilidir.
Hipertansiyonun görülme sıklığı cinsiyetle bağdaştırılamamaktadır. Bunun yanında yaş ortalaması yüksek olan kişilerde daha yoğun olduğu bilinmektedir. Kadınlarda menopoz döneminden sonra daha fazla görülen hastalık, erkeklerde de 50’li yaş sonrasında kendini göstermektedir. Bilhassa orta yaş grubuna göz gezdirildiğinde erkeklerde daha fazla görüldüğü dikkat çekmektedir.
Kilolu kişilerde, alkol alan ve sigara kullananlarda hipertansiyon görülme sıklığı çok daha fazladır.
Hipertansiyon adayları, tansiyonu 12/8’den fazla olan kişilerdir. Tansiyonunuz normal değerlerin üzerine çıktığında farklı evrelerle hipertansiyon hastası kabul edilmektesiniz. Yaklaşık 3 ayrı evreden oluşan hastalığın ilk evresi 140-159 / 90-99 mm hg aralığındadır. Tansiyon değerinin çok yüksek olmadığı ancak kontrol altında tutulması gereken bir aralıktır.
İkinci evre ise 160-179 / 100-109 mm hg aralığıdır. Muhakkak doktor ve ilaç müdahalesi gereken bir evredir. Kişinin yediklerine ve yaşam stiline dikkat etmesi gerektiği bir dönemdir. Son evre aralığı 180 / 110 mm hg ve üstüdür. Hayati tehlikenin olduğu bu evrede devamlı tetikte olmak önemlidir. Görülme sıklığına göz gezdirildiğinde 1 ve 2. evrelerin daha yaygın olduğu dikkat çekmektedir.
Kontrol altında tutulamayan hipertansiyonun en büyük zararı ömrü kısaltmasıdır. Vücudun kolay yorulmasına neden olan hastalık aynı zamanda organların eskimesine de sebebiyet vermektedir. Yıllar boyunca herhangi bir belirti vermeden sessizce ilerleyen hipertansiyon, vücudun içten içe tükenmesine neden olmaktadır. Hayati önem taşıyan organların çalışabilirliklerini zorlaştırır. Dolayısıyla kişinin yaşam kalitesini ciddi manada düşürür.
Ölüm dışında felç kalma, böbrek yetmezliği yaşama gibi olumsuzluklara da neden olan hipertansiyon, kalbi zorlamakta işlevini yerine getirmesine engel olmaktadır. Ani tansiyon yükselmelerine bağlı olarak kalp krizi ya da beyin kanaması gibi sonuçlar meydana gelebilmektedir.
Tansiyon yükselmesi durumunda yapılması gereken ilk işlem başa soğuk su uygulamaktır. Başınıza döktüğünüz bu su, sinirlerinizi uyararak kendinizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Ilığa yakın olan soğuk su, kan basıncının doğal aralığına dönmesini sağlayacaktır.
Klasik yöntemlerden biri olan limonlu su da hipertansiyonu düşürmede oldukça etkili olacaktır. Bir diğer besin ise nardır. Nar suyu içtiğinizde birkaç günlük tansiyon dengenizi sağlamanız mümkündür.
Tansiyonunuzu hızlı şekilde düşürmek istediğinizde muhakkak sarımsak yemelisiniz. Hızlıca düşürecek ve dengelenmesinde yardımcı olacaktır. Aynı şekilde kekik tüketmeniz de hipertansiyon sorununuza çözüm bulunmasını sağlayacaktır.
İçerisine tuz atmadığınız ayran ya da yoğurt da tansiyon dengenizi sağlamanıza yardımcı olacaktır.
Hipertansiyon hastalığında temel amaç kan basıncını dengelemektir. 140/90 mm hg altına düşürülmüş olan tansiyon dengelenmiş kabul edilmektedir. Kişide şeker ya da kalp yetmezliği gibi bir problem varsa tansiyonun daha düşük olması gerekmektedir.
Hipertansiyon hastalığının tedavisinin büyük çoğunluğu ilaçlarla sağlanmaktadır. Tedavi sürecinde dirençli hipertansiyon durumu söz konusuysa bu durumda şah damarı pili ilave edilmektedir. Yeni bir tedavi yöntemi olan şah damarı pili, 3. evrede olan hastalar için uygulanmaktadır. Şah damarı üzerine yerleştirilen bir uyarıcıya bağlı olan pil, batarya sisteminden oluşmaktadır. Kalp pili takılmasına benzemekle beraber daha pratik bir tedavi yöntemi olan şah damarı pili, kan basıncı düşürücü özelliğe sahiptir.
3.evreye gelmemiş olan hastalar içinse ilaçların yanı sıra yaşam kalitesinde düzenleme yapılmaktadır. Tedavinin önemli bir kısmı hayatınızı kontrol altında tutabilmeye bağlıdır. Yedikleriniz ve yaptığınız egzersizler önemlidir.