Stockholm Sendromu Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Stockholm Sendromu Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Katiline aşık olma olarak da bilinen stockholm sendromu, kişinin kendisine zarar vermek isteyen kişi ile gereğinden fazla empati kurması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. İçeriğimizde stockholm sendromu nedir? Nasıl ortaya çıkar? Teşhisi nasıl koyulur? Nasıl tedavi edilir sorularının cevaplarını verirken stockholm sendromu örneklerine de değineceğiz.

1973 yılında meydana gelen bir rehine olayında ilk kez bahsedilen bu sendrom, özelliklerini ve detaylarını bilmeyenler için inanılması zor sonuçlar ortaya koymaktadır.

Yaşanan ve kayda geçen bu ilk olayda, bankayı soymaya gelen hırsız, banka memuresini 6 gün rehin tuttuktan sonra yakalanarak cezaevine konmuştur. Rehin tutulan memure, soyguncusu hakkında şikayetçi olmadığı gibi, hapis hayatının iyi geçmesini sağlamaya çalışmış, evlenmek olduğu sevgilisinden ayrılarak, hırsızın cezasının bitmesini bekleyerek kendisi ile evlenmiştir.

Bir başka çarpıcı örnekte ise; terörist bir grup tarafından kaçırılarak 6 ay kadar bir süre ile onlarla yaşamaya mecbur bırakılan milyoner kadın, bu grup ile bir soygun yaparken yakalanmıştır. Benzer diğer olaylarda da görülen ortak nokta; mağdurların kendilerini mağdur eden kişilere karşı bağımlı hale gelmesidir.

Stockholm Sendromu Nedir?

Psikoloji biliminin incelediği insan davranışları ifade etmek için kullandığı sendrom, bağımsız ve alakasız bireylerin, birbirlerinden habersiz şekilde sergiledikleri benzer tutum ve davranışları tanımlamak için kullanılıyor.

Stockholm sendromu; mağdurların, kendilerine kötülük etme amacındaki kişilerle bir süre birlikte zaman geçirdikten sonra, kuvvetli bir empati ile suçluyu anlamaya başlaması, hatta hak vermesi ve ona yardımcı olmaya çalışması şeklinde ifade edilebilir. Başlangıçta, zarar görmemek için suçlu ile uyumlu davranmaya çalışmak şeklinde ortaya çıktığı, birlikte geçirilen süre uzadıkça bu role iyice alışılarak bağımlı hale gelindiği tahmin ediliyor.

Sendromun ortaya çıkışında, suçlunun, yani rehine olayına sebep veren kişinin davranışlarının da etkili olduğu düşünülüyor. Suçlu, kurbanından sürekli ilgi ve onay talep ederek, kurbanının kendisi ile bağ kurmasını sağlıyor.

Stockholm Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Genel olarak rastlanan örneklerde, suçlu yakalandıktan sonra, esir haline getirilen mağdurun suçluyu savunması ve suçlu da olsa kendisine zarar verilmemesini istemesi ile belirgin şekilde fark edilebilir.

Tecavüz ve istismar gibi olaylarda, kurban bunu itiraf edemese bile, suçlu ile bir araya geldiğinde aşırı uysal bir görünüm sergiliyorsa, onu memnun etmek için etrafında dönüp duruyorsa, kendisinin farkında olmadığı bir şekilde sendromun içinde olabilir.

Kişide görülen durgunluk, konuşmaktan kaçınma ve suçu işleyen kişiden sürekli onay bekleme hali, sendromun en belirgin özelliklerindendir. Öğrenilmiş çaresizlik ise, sendromun en kuvvetli davranış kalıplarından biridir. Mağdur, kaçmayı denemeyi bile düşünemez hale gelmiş olabilir.

Stockholm Sendromumum Teşhisi

Bir rehine olayı yaşanmış ise, kurbanın davranışlarına bakılarak ve kendisine yöneltilecek birkaç soru ile sendromun var olup olmadığı anlaşılabilir. Suçlu hakkında sürekli olumlu konuşuyor, bütün suçun kendisinden kaynaklandığı düşünüyorsa, suçlunun yanından ayrılmamak için elinden geleni yapıyorsa, Stockholm sendromundan bahsedilebilir.

Şiddet suçlarında, kurban, kendisinin kötü bir durumda olduğunu düşünmeyecek kadar karşısındakine hak veriyor ve öyle olmadığı söylediğinde itiraz ediyor ise sendromun içinde olduğu söylenebilir. Teşhis koymaya çalışırken, kurbanın yüzüne karşı sürekli mağdur eden kişi suçlanırsa, savunmaya geçerek iletişime kapanacağından, direkt sorulardan kaçınmak, suçludan minimum düzeyde bahsetmek gerekli olabilir. Kişilerden çok, olayın yaşanma şeklinden bahsetmesi sağlanarak, durumun farkında olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmalıdır.

En basit teşhis yöntemi; kurban olduğu halde kendisini o hale getiren kişiyi savunuyorsa, net olarak Stockholm sendromu yaşıyor denebilir.

Stockholm Sendromu Sebepleri

Kurban durumundaki kişi, ölüm korkusu sebebiyle, suçlunun her dediğini yapmaya başlar ve sonunda bu şekilde hayatta kalabildiğini düşünen kişi, aynı davranış kalıbını devam ettirir. Zamanla kendisine eziyet eden kişinin çok haklı olduğunu, kendisinin yaşadığı her şeyi hak ettiğini düşünmeye başlar. İlerlemiş sendromlarda, suçluyu değil kendisini suçlu görmeye başlar.

Savaş sırasında, esir alınan askerler de, hayatta kalma içgüdüsü ile düşman birliklerinin gözüne girmek, öldürülmemek için işe yarar olduğunu ispat etmek gibi çabalara girebilir. Zamanla kendi ülkesini değil, düşman ülkeyi destekler hale gelebilmektedirler.

Stockholm Sendromu Tedavisi

Psikolojik tüm hastalıklarda olduğu gibi; belirtiler, kabul edilebilir bir düzeyin üzerine çıkmış ise, psikiyatrik yöntemlere başvurmak şarttır. Genel olarak kullanılan yöntem ise psikoterapi yapmaktır. Terapi sırasında, normal durumlarda hasta ve doktorun yalnız kalması gerekmesine rağmen, Stockholm sendromu hastalarının özel durumlarından dolayı, eşlik eden 3. kişi olabilir.

Terapilerin düzenli ve yeterli sürelerle yapılması, kurbanın karşısındaki doktora alışması ve güvenmesi için gereklidir. İlk birkaç seans, sadece hastanın kendisini rahat hissetmesini sağlamakla geçecektir. Sonrasında; suçlunun suçundan bahsetmeden, yaşanan olayları çok konuşmadan, hastanın kendini nasıl hissettiğine yönelmek gereklidir. Hasta kendisini tamamen açmaya hazır olduğunda, son aşamaya geçilebilir. Suçlunun kendisine verdiği zararın farkına varmasını sağlamak, tedavinin en önemli aşamasıdır.

Sendromun Sık Görüldüğü Durumlar

  • Ev hapsine alınanlar, kendilerini hapseden kişiye bağlanabilirler.
  • Siyasi baskı altındaki gruplar, topluca kendilerine baskı yapan kişiye bağlanabilir, körü körüne destekleyebilirler.
  • Çocuk yaşta yaşanan taciz ve tecavüz olaylarında, kurbanların suçluya bağlanma hali ortaya çıkabilir.
  • Kocası tarafından sürekli psikoloji ve fiziksel tehdit altında olan bir kadın, durumu değiştirebileceğini düşünemez ve normal görerek, kabullenir hale gelebilir.

Stockholm Sendromu Suçluları

Yaşanan olaylara bakıldığında, sendromun ortaya çıkmasına sebep olan suçlular, bilerek ve bilinçli şekilde bu davranışları sergilememektedir. Suçlu olmanın getirdiği zalimlikle davrandıkları kurbanlar, zalimlikten korunmaya çalışırken sendroma yakalanmaktadır. Suçlular, bu durumun ortaya çıktığını bile fark edemeyecek halde ve aslında bıraksa bile kurbanının kendisinden uzaklaşmayacağını bilmemekte ve eziyetlere devam etmektedirler.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
Sponsorlu Bağlantılar