Woody Allen’ın Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Filmi

Woody Allen’ın Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Filmi

Woddy Allen, Dünya’nın en iyi yönetmenlerinden birisi olmasının yanı sıra yönetmen, oyuncu, yazar ve müzisyendir. Sempatik tavırları ile dikkatleri çeken Allen, pek çok da ödül almıştır. Sizin için Woddy Allen filmlerinden en iyi 10 tanesini sıraladık.

Tüm zamanların en büyük film yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Woody Allen, dünyadaki en bol ödüllü film sanatçılarından bir tanesidir.  İyi bir yönetmen olmasının yanı sıra, iyi bir film yapımcısı ve iyi bir senarist de olan Woody Allen’ı tanımlamak için kullanılabilecek en doğru söz “özgünlük” olacaktır. Zaten kendisi pek çok filminde En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını alarak bu konudaki yeteneğini kanıtlamıştır.

Son dönemlerin en çok ses getiren filmlerinden biri olan Blue Jasmine ile kariyerine tam gaz devam eden Woody Allen 1977’den beri her yıl en az bir film yayınlaması ile en üretken yönetmenler arasındadır. Midnight in Paris ile Annie Hall’dan 35 yıl sonra, Oscar heykelciğini yeniden almayı başarmıştır. Hayatını, muhteşem kariyerlere sahip Ingmar Bergman ve Federico Fellini gibi film yönetmenleri izleyerek geçiren Woody Allen, bu büyük isimleri örnek almasına rağmen onların sinema tarzını kopyalamayarak, eşsiz marka film yaratma becerisi edinmiştir. Muzip mizacı ve zeki tavrı ile kariyeri boyunca ürettiği sayısız eserleri, ölmeden önce izlenmesi gereken yapımlar arasındadır.

Hannah and Sisters (1986)

Bu film yalnızca Allen’ın yaratıcı doruk noktası değil, aynı zamanda ana akım Amerikan filminde komedi ve tiyatronun en emin şekilde güvence altına alınmış halidir. Renk seçimi, konu örgüsü ve işlenişi açısından kusursuzdur.

Hannah (Mia Farrow), Lee (Barbara Hershey) ve Holly’nin (Dianne Wiest) birbirinden farklı romantik yaşamları, şansları ve yetişkinlikle ilgili serzenişleri izleyiciye son derece cömert bir bakış açısı sunuyor. “Vazgeçmemek” teması üstüne kurulu bu film, izleyicilerine inanmanın ve devam etmenin gücünü hatırlatıyor.

Crimes and Misdemeanors (1989) (Suçlar ve Kabahatler)

Gerçekten gülmek istiyorsanız mutlaka izlemeniz gereken filmler arasında olan Crimes an Misdemeanors, aslında değeri pek bilinmemiş Woody Allen filmleri arasındadır. Film, Hannah and Sisters filmindeki karakterlere tepki olarak çekilmiştir. Ayrıca filmde Cliff Stem rolüyle Woody Allen’ın kendisi de oynamaktadır.

Annie Hall (1977)

Annie Hall’daki her sahne, o kadar tanıdık gelir ki izlerken aşırıcı derecede tuhaf olan kısımları fark etmezsiniz bile. Sinemanın o zamana dek görmediği bir romantik komediyi izleyiciye sunan Allen, zamansız berraklığı harika şekilde işlemiştir.

Filmin başrolünü Diane Keaton ile Woody Allen beraber paylaşmaktadırlar. Woody Allen bu filmde kendi zaaflarını, kadınlarla olan ilişkilerini ve düşkünlüklerini anlattığı için çektiği en otobiyografik film olarak kabul edilmektedir.  Kendisinin Hollywood sektörüne ve Hollywood’un mega endüstri haline gelmesine dair duyduğu nefret, bu filmde doruk noktasına ulaşmıştır.

Another Woman (1988) (Başka Bir Kadın)

Allen’ın en önemli filmlerinden biri olan Another Woman, aynı zamanda 84 dakikalık süresi ile en kısa filmlerinden bir tanesidir. İngmar Bergman sinematografisinin Allen’daki etkisini en bariz şekilde gözler önüne seren filmdir. Allen erkek olmasına rağmen, kadın dünyasının içine girip, bir kadının hayat gayesini en iyi şekilde anlatmıştır.

Gene Hackman, Ian Holm ve Martha Plimpton, flashback sahneleriyle; hayatta bir şeylerden kaçmaya çalışırken aslında fark etmeden nelerle karşılaştığımızı ve hayatın önümüze neler sunabileceğini bizlere anlatıyor.

The Purple Rose of Cairo (1985) (Kahire’nin Mor Gülü)

Woody Allen’ın kendi deyimiyle en beğendiği filmi olan Kahire’nin Mor Gülü, en çok ödül alan Allen filmleri arasındadır. Başrollerini Mia Farrow, Jeff Daniels ve Danny Aiello’nun oynadığı film komedinin fantastik ile harmanlandığı eşsiz bir türdür.

Film o sene Oscar’a aday olup kazanamamasına rağmen Golden Globe ve Cannes’da dahil olmak üzere pek çok ödül toplamıştır. Filmde hayatından mutsuz olan fakir bir kadının, hayattan kaçış için her defasında sinemaya gitmesi vurgulanır. Bir gün en sevdiği aktör beyaz perdeden gerçek dünyaya geçiş yapar ve maceralar başlar.

Manhattan (1979)

Karakterlerin çok yönlü kusurlarının ve birbirleriyle olan çatışmalarının eşsiz şekilde işlendiği bu harika romantik komedi, izleyen herkeste adeta bir aşk mektubu okumuş etkisi yaratır. Woody Allen, Diane Keaton, Michael Murphy, Mariel Hemingway ve Meryl Streep gibi eşsiz bir kadroya sahip filmde bir erkeğin başından geçen traji komik olaylar anlatılır.

42 yaşındaki çapkın bir senaristin, 17 yaşındaki genç bir kızla flört etmesi ile başlayan olaylar, adamın en yakın arkadaşının metresine olan yoğun aşkı ile içinden çıkılmaz bir hal alır. Allen’ın muzip dilini en iyi şekilde kullandığı filmler arasında yer alan Manhattan aynı zamanda Manhattan şehrinin büyüleyici görselliğini de sunmaktadır.

Blue Jasmine (2013) (Mavi Yasemin)

Cate Blanchett’a En İyi Kadın Oyuncu Oscarını kazandıran bu Woody Allen şaheseri, bir kadının hayatına yönelik trajedileri ele alır. Cate Blanchett’ın Jasmine karakterini canlandırdığı filmde, kocasıyla beraber son derece lüks ve zengin hayat yaşayan bir kadının, statü ve maddi kayıplarının ardından hayatına devam etme serüveni anlatılır. Jasmine’in sürekli olarak umutsuz koşullarını inkar etmesi ve deliliğin sınırına doğru sürüklenen hayat şartları film dilini son derece hoş hale getirmiştir. Gerçekliği uç noktalarda yaşatan bu film, yeni bir film olmasına rağmen Allen’ın en iyi yapıtları arasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.

Midnight in Paris (2011) (Paris’te Gece Yarısı)

Çağımızın en iyi oyuncularından biri olan Owen Wilson’ın Gil karakterini canlandırdığı film, çoğu izleyici tarafından Allen’ın en iyi filmi olarak gösterilmektedir. Rachel McAdams (Inez) ve Gil’in yarı sorunlu ilişkilerinin göz önüne sunulduğu romantik komedi, çiftin Paris’e gitmesinin ardından fantastik bir hal alır. Yolda geçen bir arabaya binerek geçmişe gitmeye başlayan Gil, orada Marion Cotillard (Adriana) ile tanışır ve film daha da romantik bir hal alır.

Filmde pek çok ünlü sanatçıya saygı duruşu vardır ve film insana her zaman hayal ettiği bir şeyi sorgulatır. İnsan hep geçmişini özler, herkes şimdi keşke 30’larda yaşıyor olsaydım der. Ama aslında 30’larda yaşayanlar da 20’lere özlem duymaktadır. Tüm bu sorgulamalar, felsefik düşünceler, harika oyunculuklar ve sıcacık havayı bizlere sunan film, En İyi Özgün Senaryo Oscarı almaya hak kazanmıştır.

Bananas (1971) (Muz Cumhuriyeti)

Allen’ın erken dönem komedilerinden biri olmasına rağmen Bananas, günümüzde yeniden uyarlanması mümkün filmler arasındadır. Çünkü espri kalitesi ve komedi anlayışı döneminin çok ilerisinde bir yapıttır. Allen’ın başrolünü kendisini oynadığı film, aşık olduğu kadının peşinden giderken komik durumlara düşen ve hatta gittiği bölgede lider olan bir adamın tuhaf hikayesini konu alır.

Everything You Always Wanted to Know About Sex (1972) (Seks Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey)

Aslında film, Dr. David Reuben’in 1969 yılında yazdığı kitabından uyarlama bir senaryoya sahiptir ve senaryo düzenlemesi Woody Allen tarafından yapılmıştır. Film, 7 ayrı sekansa ayrılmaktadır ve hem yönetmenliğini hem de başrolünü Woody Allen üstlenmiştir. Fantastik olmasına rağmen aynı zamanda son derece absürt bir dili bulunan film, Allen izleyicilerini ikiye bölmektedir. Absürt komedinin sınırlarını zorladığı gerekçesiyle bir grup tarafından sevilmezken, bazı hayranları ise gerçek sanat olarak görmektedir. Film, son derece düşük bütçeli olmasına rağmen yüksek gişe yapmıştır. 7 farklı sekansın her birinde ayrı bir konu metaforik olarak anlatılmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Film Önerileri

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
Sponsorlu Bağlantılar