Anoreksiya Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Anoreksiya Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Sıklıkla görülen yeme bozukluklarından birisi olan anoreksiya, son derece tehlikeli bir durumdur. İçeriğimizde anoreksiya nedir? Belirtileri nelerdir? Anoreksi olduğumu nasıl anlarım? Teşhis nasıl koyulur? Tedavisi mümkün mü? sorularının cevaplarını verdik.

Yeme bozukluğu ile ilgili en tehlikeli hastalıklardan biri kabul edilen anoreksiya, kişinin kendi vücudunu algılamasıyla ilgili bozukluktur. Birey, devamlı kilolu olduğuna inanarak kendini şişman kabul etmektedir. Malnütrisyon ve elektrolit dengesizliğe sebep olan anoreksiya gerekli önlemler alınmadığında ölümle sonuçlanmaktadır.

Stres ve motivasyon düşüklüğü ile başlayan hastalık daha sonra saplantı haline gelmektedir. Zaman içinde kişinin kendini sürekli kötü hissetmesi ve hiçbir zaman olduğu gibi kabullenmemesi durumu ortaya çıkmaktadır. Genç yaşlarda kendini belli etmeye başlayan anoreksiya hastalığı, kişinin uzun süre bu saplantıyla mücadele etmesine neden olmaktadır.

Ergenlik döneminde kendini devamlı yetersiz hisseden birey, bu hastalığı üzerine yerleştirdiğinde kolay kolay kurtulamamaktadır. Bu süreçte ailesinin ve gerekirse psikoloğunun devamlı gözetiminde bulundurulmalıdır.

Anoreksiya Nedir?

Anoreksiya, vücudunun şişman olduğunu iddia eden bireyin zaman içinde bu durumu saplantı haline getirerek yemek yemekten vazgeçmesi durumudur. Yediklerini çıkarmaya çalışması, her yemek yediğinde pişmanlık ve öfke nöbetlerine tutulması anoreksiya rahatsızlığı yaşayan bireylerde gözlemlenmektedir.

Dışarıdan bakıldığında olması gereken kilonun çok altında olan birey daha da zayıf olması gerektiğine inanmaktadır. İnce kalma konusundaki takıntısı, yeme bozukluğu yaşamasına sebep olmaktadır. Genel olarak sebzeyle beslenen anoreksiya hastaları olması gerektiğinden daha az beslenirler. Bu nedenle zaruri ihtiyaçlarını karşılamadıkları için risk altına girerler.

Yapılan araştırmalarda vasopressin hormonunun anoreksiya hastalarında gereğinden fazla salgılandığı tespit edilmiştir. Beyin salgılarından biri olan vasopressin, kişinin aşırı stres altında kalması sonucu devreye girmektedir. Sıradan insanların aksine anoreksiya hastalığı olan bireylerde bu hormonun daha etkili ve baskın olduğu dikkat çekmektedir.

Anoreksiyanın Fiziksel Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiyanın temel belirtisi hızlı kilo kaybıdır. Kişi düzensiz olarak devamlı kilo kaybetmektedir. Buna bağlı olarak kansızlık gözlemlenmektedir. Kansızlığın ve kilo kaybının ortaya çıkaracağı halsizlik, baş dönmeleri, mide bulantısı ve yorgunluk da fiziksel belirtiler arasında yer almaktadır.

Tırnaklarda maviye yakın renk değişimi anoreksiya belirtilerinden biridir. Aynı zamanda ciltte sarı ve beyaza yatkın renk dikkat çekmektedir. Bayanlarda adet düzensizliği veya adet görememe problemi de bulunmaktadır.

Kol ve bacaklarda şişkinlik, kalp ritminde ani değişimler ve baygınlıklar da anoreksiya belirtileri arasında kabul edilmektedir.

Anoreksiyanın Psikolojik Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiyanın temel nedenleri arasında stres başrolü çekmektedir. Dolayısıyla hastalığın psikolojik yönü de en az fizyolojik yönü kadar ağırdır. Devamlı kilo alma korkusu ve sürekli yediklerini hesaplama endişesi belirtiler arasında dikkat çekmektedir.

Sosyal hayata dair tüm kapıları kapatma ve hiç kimseyle görüşmek istememe, kendini kimseye yakıştıramama ve herkesin kendine baktığını düşünme hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. Depresif ruh haline bürünen birey, sürekli öfkeli ve gergindir. Kilo ve besin tartışmalarına tahammül edememekte, bu konuda özel bir alınganlık sergilemektedir.

Anoreksiya hastası olan birey, acıktığını kesin bir dille reddetmektedir. Bu nedenle yemek yeme konusunda ikna edilmesi kolay değildir.

Anoreksiya Kimlerde Görülmektedir?

Anoreksiya %90 oranında kadınlarda görülmektedir. Erkekler arasında bu hastalığa yakalanan nadirdir. Bayanların devamlı kilo kaygısı gütmesi ve özellikle ergenlik sürecinde bu konuda travma yaşamaları anoreksiya hastalığını tetiklemektedir. Yapılan araştırmalara göre 15-16 yaşlarında başlayan anoreksiya hastalığı bayanlarda en sık 17 ve 19 yaş aralığında görülmektedir. Sonraki yıllarda tedavi edildiğinde tamamen ortadan kalkan hastalık, tedavi edilemezse ölümle sonuçlanmaktadır.

Bilhassa 40 yaşından sonra hemen hiç görünmeyen anoreksiyanın ergenlik dönemi hastalığı olduğunu söylemek mümkündür.

Anoreksiya Sorunu Olan Birey Nasıl Anlaşılır?

Karşınızdaki kişinin anoreksiya sorunu olup olmadığını kilo kaybından fark edebilirsiniz. Bunun yanında devamlı az yeme çabası, porsiyonlarını küçültmesi ve kalori hesabıyla sürekli meşgul olması dikkatinizi çekecektir. Aynanın karşısından kolay kolay ayrılmayan hastalar, toplum içerisinde yemek yemeği reddetmektedir. Aynı zamanda sürekli bol kıyafetler giymektedir. Giydikleri kıyafetlerin fazla kilolarını örttüğüne inanan anoreksiyalı hastalar, bu konu üzerine devamlı şikâyet etmektedir. Sürekli kilo vermesi gerektiği üzerine sizi ikna etmeye çalışacaktır.

Anoreksiya Neden Olur?

Anoreksiyanın temel nedeni popüler kültürdür. Kişinin özellikle ergenlik döneminde başkaları tarafından beğenilme kaygısı bir süre sonra anoreksiyaya dönüşebilmektedir. Özellikle sıfır beden olmanın toplum tarafından beğeni ile takdir edilmesi genç kızların ilgisini çekmektedir.

Takip edilen ya da hayran olunan sanatçılar anoreksiyayı tetiklemektedir. Onlara benzeme kaygısı hastaların bu durumu takıntı haline getirmesine neden olmaktadır. Pek çok bayanın manken olabilme arzusu anoreksiya olarak dönüt vermiştir.

Anoreksiya hastalığı gençler arasında en sık görülen 3.hastalıktır. Bu nedenle bu sürecin dikkatle takip edilmesi ve belirtilerden birkaçının gözlemlenmesi durumunda doktora başvurulması ekstra önemlidir.

Anoreksiya Türleri Nelerdir?

Anoreksiya iki ayrı tipten oluşmaktadır. İlk tip, restriktif tip olarak bilinmektedir. Anoreksiyanın bu türünde hastalar katı kurallara sahip diyetler uygulamaktadırlar. Ayrıca ara vermeden devamlı egzersiz, spor yapma eğilimindedirler. Ne kadar spor yaparlarsa o kadar kilo verdiklerine inanırlar.

İkinci anoreksiya türü bulimik tiptir. Bu grupta dikkat çeken  ilk şey kontrol bozukluğudur. Zaman zaman kısıtlı diyet uygulaması yapan anoreksiya hastaları, diyet ortasında kontrollerini kaybederek yeme nöbetlerine tutulurlar. Bu nöbetlerin ardından da idrar söktürücü ilaç alarak, kusarak yediklerini çıkarmayı tercih etmektedirler.

Anoreksiya Teşhisi Nasıl Konulmaktadır?

Anoreksiya belirtisi taşıyan kişiler doktora gittiklerinde fiziksel muayene doktora fikir verecektir. Hasta olan bireylerin boy oranı sağlıklı kişilere nazaran %14-15 daha kısadır. Aynı zamanda kiloları da ciddiye alınacak kadar azdır. Fizyolojik muayeneler esnasında kişiye, kan tahlilleri ve fiziksel testler yapılmaktadır. Uzman doktor karar verdikten sonra kişiyi psikologlara yönlendirmektedir. Psikolojik testler tamamlandıktan sonra hastalığın teşhis edilmesi netleşecektir. Bu testler genellikle hastanın tavrıyla orantılı olarak sonuçlanmaktadır. Yemekler ve kilo üzerine sohbet etmek doktorların teşhis koyması için yeterli olacaktır.

Anoreksiya hastaları hasta olduklarını hiçbir zaman kabul etmezler. Bu konuda direnmeleri doktor muayenelerini ve teşhisi de zorlaştırmaktadır. Kişi, fizyolojik olumsuzluklar yaşamaya başlamadan hastalığın etkilerini fark etmez. Adet düzensizlikleri, baygınlıklar, kabızlık gibi olumsuz etkiler ortaya çıktığında doktora gitme konusunda biraz daha ılımlı olacaktır.

Anoreksiya Nasıl Tedavi Edilir?

İlaçla Anoreksiya Tedavisi

Anoreksiya hastalığının fizyolojik etkileri, hızlı müdahaleyi gerekli kılmaktadır. Hastaların bir an önce ilaç kullanmaya başlamaları önemlidir. Vücudun kendini hızlıca toplaması gerekmektedir. Özellikle son aşamaya gelen hastalıkta, kansızlık ve kalp düzensizlikleri ciddi risk taşımaktadır. Verilen ilaçlar anoreksiyayı ortadan kaldırmaya yönelik değil, hastanın kendini toplamasına yönelik olacaktır. İştah açıcı, kan depolayıcı ve enerji verici ilaçlar bu süreçte önem taşımaktadır. 

Psikoterapi ile Anoreksiya Tedavisi

Anoreksiyanın iyileşmesinin temel yolu terapilerden geçmektedir. Kişinin bu konuda sahip olduğu direnç kırılmalı ve antideprasanlar yardımıyla kilo artışının kötü bir şey olmadığı öğretilmelidir. Hastalığın neden ortaya çıktığı birkaç psikoterapi sonrasında anlaşılacaktır. Bir travma ya da olumsuz bir anı, anoreksiya başlangıcı olabilmektedir. Psikolog bunu fark ettiğinde tedavi süreci çok daha rahat ilerleyecektir.

Kişinin zayıf olma takıntısı, kilo almaya başlaması ile yıkılacaktır. Doktorun bu süreçte adım adım yanında olması önemlidir. Aynı zamanda aile desteği de kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olacaktır. Kızmak, azarlamak ya da inkâr etmek yerine anlaşmalı dil kullanmak çok daha faydalı olacaktır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
Sponsorlu Bağlantılar