Obsesyon Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Obsesyon Nedir? Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Obsesyon, takıntı olarak da bilinen psikiyatrik bir hastalıktır. Obsesyon nedir? Belirtileri neler? Nasıl teşhiş koyulur? Nasıl tedavi edilir? sorularının cevaplarını içeriğimizde bulabilirsiniz.

Türkçe karşılığı saplantı olan obsesyon hastalığı; şüphe, evham gibi kavramlarla eş değerdir. Anksiyetenin türlerinden biri olan obsesif kompülsif bozukluk, kişiyi tekrarlı yaşam döngüsüne hapseder.

Kontrol edilemeyecek derecede yoğunlaşan stres, korku ve huzursuzluk bireyi teslim alır. Kişinin saplantı duyduğu her ne ise devamlı aynı davranışları gerçekleştirmek zorunda bırakır. Bu saplantı; temizlik, düzen ya da saç tarama gibi günlük aktivitelerden biri olabilir.

Kişinin kendini yapmak zorunda hissettiği davranış yapıldığında kısa bir süre sakinleşilir fakat üzerinden zaman geçmeden tekrar aynı baskı ve problem gün yüzüne çıkar. Obsesyon hastalığı, kişinin gün içinde normal yaşam tarzını oldukça etkilemektedir. Bunun yanında yaşam kalitesini de ciddi anlamda düşürdüğü söylenebilir.

Obsesyon Nedir? 

Obsesyon, bireyin kontrol edemediği devamlı gün yüzüne çıkan düşüncelerdir. Kısa süre içinde kendini tekrarlayan bu düşünceler, kompülsif davranışlarla bastırılmaya çalışılır.

El yıkamaktan saç taramaya kadar her türlü düşünceyi içeren obsesyon, bireyin kendi tarafından anlamsız olarak nitelendirilmektedir. Ne yazık ki önüne geçememek kişinin ruhsal dengesini kaybetmesine neden olmaktadır.

Gün içinde yemek yerken, televizyon izlerken birden kendini hissettiren obsesyon, kişiyi yaptığı işten alıkoymaktadır. Bununla da kalmayıp bireyin kendine engel olamamasına neden olmaktadır.

Kişilerin gün içinde belli davranışlardan öte geçememesine neden olan obsesyon evden dışarıya çıkma konusunda dahi problem yaratmaktadır.

Obsesyon Belirtileri Nelerdir?

Obsesyonda yaygın olan belirtiler; mikropların bulaşmasından kaçınma, günah işlemekten korkma, sürekli kaygılı ve kuşkulu yaşama, toplum tarafından kabul edilememekten ya da hata yapmaktan korkma şeklinde kendini gösterir.

Herhangi bir ortamdan mikrop kapılacağı endişesi ile kapıdan dışarı adım atılamaması, devamlı temizlik yapılması, her yarım saatte bir el yıkanması, günah işlememek için sokağa çıkılmaması, şeytanca fikirlere kapılmamak için televizyon izlenmemesi, kabul edilememe endişesi nedeniyle yeni insanlarla tanışmaktan çekinilmesi temel belirtiler arasında sayılabilir.

Obsesyon Türleri Nelerdir?

Her hastada farklı bir türüne rastlanan obsesyon, konu ne olursa olsun saplantı merkezlidir. Bireyin iç huzurunu yavaş yavaş tüketen bu rahatsızlık birkaç türe ayrılmaktadır. Bulaşma, cinsel, simetri, dinsel, somatik, kaybetme, sayı, renk, kuşku olmak üzere birkaç obsesyon çeşidi söz konusudur. Bunların dışında birçok çeşidi bulunan hastalık genele bakıldığında üç şekilde yaşanmaktadır: obsesif boyutta düşünce, imaj ve dürtü. Bu üç başlık tüm türleri belli bir çerçeve içine dâhil edebilir.

  • Kişi, günah işlemekten korkarsa, inatçı şekilde aklına giren fikirlerden kurtulamazsa düşünce boyutundadır.
  • Kirlenme ve benzeri çirkinliklere dair saplantıları varsa imaj boyutundadır.
  • İstenmeyen davranışlar sergilemek zorunda bırakan bir dürtüsü varsa dürtü boyutundadır. Son grup, hastalığın tehlikeli olduğu dürtü boyutudur. Saldırganlık, dizginlenemeyen cinsel arzu kişinin başkalarına da zarar vermesine neden olur.

Obsesyon Bozukluğunun Nedeni Nedir?

Obsesyon tek bir nedene bağlanabilecek bir hastalık değildir. Bu sebeple çevresel faktörlerin de biyolojik faktörlerin de hastalığın oluşumunda etkili olduğu söylenebilir.

Obsesyona neden olan biyolojik sebep daha çok nöronlar arasında olması gereken bağın bulunmamasından kaynaklanır. Daha çok serotonin adı verilen nörotransmiterin seviyesinin düşmesi olarak ifade edilebilir. İnsan bünyesinde yer alan serotoninin bir sonraki nesle geçmesi, hastalığın da bağlantılı olarak taşınmasına neden olabilir. Bu durum obsesyonu kalıtımsal kılmaktadır.

İnsan beyni, sertotonin ile sağduyu, soğukkanlılık gibi kaygı gideren yetileri kazanmaktadır. Serotoninde dengesizlik söz konusu olduğunda obsesyon görülmesi doğaldır.

Obsesyonun çevresel sebeplerine göz atıldığında ise temel faktörün şok kavramı olduğu dikkat çeker. Kişi; tecavüz ya da taciz yaşadıysa, kısa sürede ölümle karşılaştıysa ya da büyük bir kaza geçirdiyse obsesyon görülmesi daha kuvvetli ihtimaldir.

Obsesyon Teşhisi Nasıl Konulur?

Gün içinde yaptığı davranışlardan kendi rahatsız olan pek çok hasta psikiyatriye kendi isteği ile gider. Bunun yanında obsesyon belirtisi gösteren kişilerle aynı evde yaşayan bireyler de hastayı teşvik edebilirler.

Psikiyatrist, hastaya bazı tetkikler uygulayarak onun sorununu kabullenmesini sağlar. Hastalığın birkaç özelliğine değinerek hastayı dinler. Teşhisin konulabilmesi için hastanın kendini ifade edebilmesi önemlidir. Çünkü obsesyon yalnızca kendi başına görülmeyebilir.

Hasta depresyon ya da panik atak gibi rahatsızlıkların yanında obsesyon sorunu da yaşayabilir. Bu noktada doktorun doğru teşhis koyması önemlidir. Hastanın ne kadar süredir şikâyetleri olduğundan, nasıl bir çocukluk geçirdiğine kadar pek çok başlık ayrı ayrı irdelenir. Sonrasında rahatlıkla teşhis konulacaktır.

Obsesyon Tedavisi Nasıl Yapılır?

Obsesyon için hastalara ilaç ya da psikoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Psikoterapi tedavisi, hastanın hastalığı kabullenmesi açısından oldukça faydalıdır. Çünkü birey, kendi başına gelen bu duruma adapte olmakta hatta aşmakta oldukça zorlanacaktır.

Hayatının neredeyse büyük bir kısmını bu hastalıkla geçiren bireyler hem doktora gitmeyi hem de tedavi görmeyi kesinlikle kabul etmemektedir. Bu süreçte hasta ikna edildiğinde tedaviye devam edebilsin diye psikoterapi çok daha faydalı olacaktır. Doktorun hastayı yakından takip etmesi de bu süreci olumlu etkileyecektir.

Genç hastalar, yaşı fazla olanlara nazaran doktor tedavisini daha rahat kabul ederler. Çünkü normal hayatlarına dönmek isterler. Hangi yaş aralığı olursa olsun antidepresan ya da psikoterapi işe yarayacaktır.

Obsesyonda İlaç Tedavisi Nasıl Yapılır?

Doktorlar tarafından verilen antidepresanlar, ilacın devamlı kullanımını gerektirir. Belli boz ve aralıklarla kullanılan bu ilaçlar, kişinin takıntılı düşüncelerden biraz daha uzak kalmasını amaç edinir.

İlaçların olumlu sonuç vermesi yaklaşık 6-8 ay kadar sürmektedir. Bu sürecin sonunda muhakkak doktor muayenesi gerekmektedir. Eğer hasta, kendi başına ilaca başlamaya ya da ilacı bırakmaya karar verirse hastalık nüks edecektir. Antidepresanlar, kişinin kendi başına kullanabileceği ilaçlar değildir. Bu nedenle muhakkak kontrollü kullanım gerektirir.

Obsesyonda Psikoterapi Nasıl Yapılır?

Obsesyonda terapi uygulanırken kişinin endişe ettiği ne varsa yüzleşmesi sağlanır. Ellerini yıkamak isteyen bir hastaya yıkamadığında neler olabileceği ispatlanır. Başlangıçta pek çok hasta dehşete düşse de, psikoterapilerde olumlu sonuçlar alınmaktadır. Hem hastaların hem de hasta yakınlarının fikirleri ve endişeleri psikoterapi eşliğinde hafifletilir.

Obsesyon Yaygın Bir Hastalık mıdır?

İnsanın stresle mücadele ettiği modern çağda, obsesyon daha sık görülmeye başlamıştır. Yoğun yorgunluk, insanlarla derin sorunlar yaşama, toplumdan uzaklaşma kişinin obsesyonunu arttırmaktadır. Her ne kadar kalıtımsal olarak nitelendirilse de obsesyon için çevre faktörü de kuvvetlidir. Bu durumda bireyin çevre ile bağının kalabalıkla büyük ilgisi vardır.

Obsesyon kalabalık ve gelişmiş ülkelerde daha sık görülen bir hastalıktır. Gelişmiş ülkelerde 2,5 milyon insan her yıl obsesyon tedavisine başlamaktadır. Bununla beraber bu yoğunluğun bir kısmının çocuklarda görülmesi akıllara çocukluk travmalarını da getirmektedir.

Obsesyon Hastalarının Yakınları Nasıl Hareket Etmeli?

Obsesyon hastalığı ile mücadele eden bireyler yalnızca kendilerine değil çevrelerindekilere de zor anlar yaşatmaktadır. Bilhassa temizlik saplantısı kişi ile aynı evi paylaşanları oldukça zorlamaktadır fakat yine de kişinin yakınlarının hastalığı göz önünde bulundurarak davranması esastır.

Hasta yakınlarının bilmesi gereken ilk şey kişinin tedaviye yönlendirilmesi gerektiğidir. Bu konuda üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekir. Zaman zaman tedaviye olumsuz bakan ya da doktordan uzak kalmak isteyen hastalar teşvik edilmelidir.

Obsesyon Yaşam Kalitesini Etkiler mi?

Obsesyon, bireylerin yaşam kalitesini oldukça derinden etkileyen, olumsuz bir durumdur. Gün içinde iş yerine gitmeyi dahi zorlaştıran bu hastalık, kişilerin devamlı aynı davranışları tekrar edip durmasını zorunlu kılar. Bu nedenle sosyal hayata dair tüm alışkanlıkların da değişmesine neden olur. Obsesyon hastalarının herhangi bir kafede, basit bir kahveyi yudumlamaları bile dakikalarca ter dökmelerine sebep olmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
Sponsorlu Bağlantılar